Kore Dizilerinde Zorbalık

  nasip   |     17-09-2018, 14:35

Kore dizilerini izlemeye başladım başlayalı beni en çok şaşırtan iki durum olmuştur. Biri okullardaki aşırı ve kanıksanmış fiziksel zorbalık, diğeri de sadece Kore’ye has netizen denen sanal zorbalar. İzlerken dikkatimi çeken, üzerine konuşulması gerektiğini düşündüğüm bir konu olduğundan dizilerdeki örnek sahnelerle beraber ‘zorbalık’ konusunu gündemleştirmek istiyorum.

En çok hangi tür dizilerde zorbalık sahnelerine aleni bir şekilde rastlıyoruz? Tabii ki okul dizileri… Hiçbir okul dizisi yoktur ki içinde zorbalık sahneleri olmasın.

Angry Mom

Boys Over Flowers

Who Are You - School 2015

Glamourous Temptation

Bu Sahneler Gerçek Mi?

Bu sahneler Kore dizilerine yeni başlayanların oldukça şaşırdığı ve abartılı bulduğu sahneler olsa gerek. Uzun süredir kdrama izleyenlerin ise doğruluğundan, gerçeği ne kadar yansıttıklarından emin olamadıkları sahneler. Ben de pek emin olamıyordum açıkçası. Ne de olsa Türk dizileri de Türk kültürünü tam olarak yansıtıyor diyemeyiz, hatta öyle örnekler oluyor ki ‘bizimle hiç alakası yok, yanlış temsiliyet’ serzenişleri bile yapabiliyoruz. Kore dizilerinin de o kültürü tamamen doğru yansıttığını düşünemeyiz elbette ama basındaki haberlere şöyle bir göz gezdirince, netizen yorumlarını uzun süreli takip edince, yukarıdaki sahnelerin abartı olmadığını üzülerek fark ettim. Hatta daha ileri boyutlara ulaştığını ve zorbalık gören çocukların fiziksel şiddet sırasında hayatını bile kaybettiğini.. Yaşanmış birkaç örnek için BURAYA, BURAYA ve BURAYA tıklayabilirsiniz.

Zorbalık ne yazık ki her yerde var. Güney Kore’deki örneklerin diğer ülkelere nazaran aşırıya kaçmasının sebebi ne olabilir peki? Dışlamak, ‘çıkışta görüşürüz’ naraları, popüleriteden kaynaklı ast-üst ilişkisinden çok da öteye gitmeyen zorbalıkları bir nebze aklımız alıyor ama;

Sınıf arkadaşının dolabındaki eşyaları ıslatmak
Masasını küfürlerle doldurmak
Zorla soyup fotograflarını çekip tehdit etmek, tehditle kalmayıp tüm okulla fotoğrafları paylaşmak
4-5 kişi bir kişiyi sıkıştırıp sopalarla dövmek, üzerine un dökmek
Yere yiyecek atıp, onu ellerini kullanmadan yerdekileri yemeye zorlamak
Mide bulandırıcı şeyleri, ölmüş sinekleri vb yemeğe zorlamak
Sınıfın ortasında (gizli bile değil gayet aleni ve korkusuzca) birine yumurta fırlatmak
Tehdit ve ölüm mesajları yollamak
Bir kişiyi köle ilan edip tüm işlerini ona yaptırmak, cebindeki harçlığa kadar almak
Tek bir kişiyi ortaya alıp başından aşağı su dökmek,

fiziksel istismarda bulunmak gibi aşırı yöntemleri insanın aklı almıyor, gerçek olması pek muhtemel gelmese de gerçek olan bu yöntemler zorbalığa uğrayan çocukların intiharlarıyla sonuçlanıyor. Eğitim, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı’nın yaptığı araştırmaya göre Güney Kore’de ilk ve ortaokullarda her 10 çocuktan 1’i fiziksel zorbalığa maruz kalıyor. Sadece bir yılda Daegu şehrinde zorbalık sebebiyle 14 intihar vakası yaşanmış. Ulusal Gençlik Politikaları Enstitüsü’nün yaptığı araştırmaya göre 15-24 yaş aralığındaki Koreli gençlerin %24’ü intihar etmeyi düşünmüş. İntihar sebeplerinin başında ders başarısından kaynaklı stres gelse de ikinci en büyük etken zorbalığa maruz kalmaları.. Zorbalığa uğradıklarını okul yönetimine veya öğretmenlerine söyleyen öğrencilerin, sonrasında daha şiddetli zorbalıkla karşı karşıya kalmaları ise içinde bulundukları durumu kimseyle paylaşamamalarına sebep oluyor.

Güney Kore’de Zorbalık Bizim Zorbalık Algımızdan Farklı Mı?

Yapılan anketler, yetkili mercilerin açıklamaları, daha da önemlisi haberleştirilen kötü vakalar dizilerdeki bu sahnelerin hiç de hayal ürünü olmadığını kanıtlıyor. Haberlerdeki mağdurların anlattıklarına bakınca, diziler çok azını ekrana taşıyabilmiş bile diyor insan..  Gelelim bir diğer şaşırtan durum, kimsenin bu duruma ses çıkarmıyor oluşuna. Türkiye’de ortalama bir okul düşünün, 3-5 kişi bir kişiyi köşeye sıkıştırsa, tabiri caizse ona işkence etse,  duruma karşı çıkıp mağduru koruyacak hakkaniyet sahibi bir kişi bulmak zor olmasa gerek. Okuldaki asi(!) karakterlerin bile kavga-dövüş raconları(!) vardır çünkü. 5 kişi tek kişiyi dövmez mesela. Kavgalar bile güç dengesiyle yapılır. Ortada bariz bir haksızlık varsa, biri hayatını kaybetme raddesine gelmişse, vicdan sahibi biri çıkıp da olaya müdahale eder. Peki neden G.Kore’deki okullarda kimse de çıkıp arkadaşının mağduriyetine dur demiyor, diyemiyor? Çünkü olaya karışan kişi bir sonraki kurban ilan ediliyor. Kimse aynı duruma düşmek istemediği için gözünün önünde yapılanları görmezden geliyorlar. Zorbalık okullarda oldukça kanıksanmış ve kurallara bağlanmış. Herkes neye ne tepki verirse başına neler geleceğini gayet iyi biliyor. Aslına bakarsanız bu zorbalık biçiminin bir adı var ve Kore’den önce Japonya’da ortaya çıkmış. ‘İjime’ adı verilen bu zorbalık biçimi dünyadaki örneklerinden oldukça farklı. En önemli farkı örgütsel olması, tüm sınıfa karşı tek bir kişi. Daha ayrıntılı bilgi için BURAYA tıklayanız.

‘Alelade bir sebeple bir kurban seçilir. Seçilen kurban tüm sınıf tarafından dışlanır, görmezden gelinir, alay edilir. Kurban, sınıfta sözü geçen grup tarafından köle gibi kullanılarak, fiziksel şiddete maruz bırakılır. Ses çıkarıp oyunun kuralını bozan olursa, o da kurbanlar arasına girer ve bu toplu zorbalığın mağduruna dönüşür.’  

İlk Japonya’da ortaya çıkan bu toplu zorbalık 90’lardan sonra Kore’de de yayılmış. Koreli yetişkinler bundan 20-30 yıl önce okullarda böyle bir hiyerarşi olmadığını söylüyor. Tekil bir zorbalıkla baş etmek daha kolay olsa gerek, böyle sistemli ve kurallara bağlanmış, bırakın öğrencileri öğretmenler tarafından bile kanıksanmış ve çözüm üretilemeyen kitlesel bir yaklaşımla baş etmenin yolunu bulamayan mağdurlar ise son çözüm yolu olarak intihara başvuruyorlar. İnsan haliyle soruyor, biri nasıl başka birine ‘zarar verme hakkı’nı kendinde görebilir? Bazı uzmanlar bunu o toplumlardaki feodal dönemden kalma hiyerarşik düzene bağlıyorlar. Her ne kadar kast sistemi ortadan kalkmış olsa da, Asya toplumlarında cinsiyet, yaş ve statü farkı dolayısıyla tavırlara yansıyan bir hiyerarşi devam ediyor. Hem de oldukça keskin bir biçimde. Girilen her ortamda, kurulan her ilişkiye bir ast-üst ilişkisi hakim oluyor. Hemen yaşlar soruluyor, bitirilen okullar soruluyor. Bana ‘sunbae’ diyeceksinler başlıyor. Bu görünmez duvarlarla örülü hiyerarşik düzen, okullarda daha kontrolsüz bir biçime dönüşüyor. Kore’de bunun bir adı bile var. Gapjil (갑질) ! Demek ki o kadar yerleşmiş kültüre.

Zayıf ve farklı olanın ezilmesi anlamına gelen gapjil, Joseon Dönemi’ndeki köle-toprak sahibi ilişkisine benzetiliyor. Bazıları ise bu durumu G.Kore’nin rekabetçi kültürüne bağlıyor. Öğrencilerin birbirlerini arkadaş değil, rakip hatta düşman olarak gördüklerini dolayısıyla birbirlerine zulmetmeye meyilli olduklarını söylüyorlar. Japonya ve G.Kore’deki okul sürelerinin diğer ülkelere nazaran çok daha fazla olduğu, akademik başarıya ne kadar önem verdikleri göz önünde bulundurulursa bu tez de doğruluk payı taşıyor olabilir.

Sevdiğim dizilerden biri olan "Prison Playbook"ta, askerler arasındaki zorbalık sonucu hayatını kaybeden birinin hikayesi de işlenmişti. İzlerken beni oldukça sinirlendiren bu sahne sonrası gerçek hayatta örneği var mı diye merak ettim. Siz de merak ediyorsanız BURAYA tıklayabilirsiniz.

İş yaşamında bolca ve dünyanın her yerinde karşılaşılan mobbing, cinsel istismar, kadınlara yapılan farklı muamele gibi durumların da dizilerde işlendiğini gördük. Bu örnekleri içeriğe dahil etmememin sebebi, işlenen sorunların bizde de benzer olmasıydı. Hatta bu konuda Kore dizilerini bolca takdir etmişliğim vardır. Zira toplumsal hayatta bolca karşılaştığımız bu sorunlar her ne kadar bizde de olsa da, yapımcılarımız bu konuları televizyon ekranlarına taşıma gereği duymamıştır. Oysa ki, Kore televizyonlarında iş ve okul yaşamında karşılaşılan sorunlar bolca gözler önüne serilir. Her zaman eleştirel bir dil kullanmasalar da, sorunları gizleyip görmezden gelmek yerine gösterebiliyor olmaları da önemli bence.

Sanal Zorbalık

Bizde yeni yeni gündeme gelen, Asya’da çok daha ciddi boyutlara ulaşmış bir diğer sorun ise sanal zorbalık. Kore’de sosyal medyada yorum yapanlara verilen bir isim var, ‘netizen’ ! Elbette internet kullanıcıları dünyanın her yerinde ve internet olumlu olduğu kadar olumsuz sonuçlara da gebe. Güney Kore’deki internet kullanıcılarının bizim aşina olduğumuzdan ne farkı var diye sorarsanız yine ‘sistemli’ olması diyeceğim. Sanal zorbalık mağdurlarının çoğu örgütlü bir saldırıya maruz kalmış. Birinin hoşuna gitmeyen bir paylaşım yaptınız diyelim ya da gerçek hayatta biri size sinir oluyor ve size ders vermek istiyor. Sanal ortamda örgütlenerek size toplu bir saldırı başlatılıyor. Hesaplarınız spamleniyor, özel bilgileriniz (adres ve telefona kadar) ifşalanıyor ve gerçek zorbalığa elverişli bir duruma düşürülüyorsunuz. Zilinizi çalanlar, telefonunuza tehdit mesajları atanlar çoğalıyor. Netizenler, istedikleri kişiye istedikleri gibi özür diletip istediklerini yaptırabiliyorlar yani. Bir internet kafe kiralayıp birilerine had bildirme etkinlikleri düzenlenebiliyor mesela. Bizim kulağımıza farklı gelse de, Kore’de alışıldık bir manzara.. G.Kore’de sanal zorbalığa dair fikir edinmek için 2015 yapımı "Socialphobia" filmini öneriyorum.

Hakaret içerikli, kışkırtıcı mail ve mesajlar atmak
Birçok sosyal medya platformunda o kişi hakkında dedikodular yaymak
O kişinin fotoğrafları kullanılarak utanç verici resim veya videolar paylaşmak
O kişiye sahte hesaplar açarak algı oluşturmak
Tehdit mesajları göndermek
Kurbanın bilgisayarını hackleyerek tüm özel bilgilerini sosyal medyaya vermek
Ve tüm bunları düzenli ve örgütlü bir şekilde seçilen kurbana yapmak!

Sanal zorbalık yüzünden intihar eden ünlüler bile mevcut. (Choi Jin Sil, U;Nee, Jeong Da Bin) Sıradan kullanıcılar da, yaptıkları herhangi bir paylaşım yüzünden benzer bir muameleye maruz kalıp özür dileme noktasına getiriliyor. Zira sanal alemde başlayan bu taciz gerçek hayata da sıçrıyor ve kurban için daha tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Sonu intiharla biten örnekler de ne yazık ki oldukça fazla. Çoğunuz, dizilerde ‘netizen’ ifadesine rastlamışsınızdır. İnternet kullanıcıları Güney Kore’de oldukça büyük bir etkiye sahip, dolayısıyla dizi ve filmlerinde de bolca rastlıyoruz kendilerine. Zorbalık sanal ya da gerçek olsun, her türlü önüne geçilmesi ve tedbirler alınması gereken bir mevzu. Peki siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Sizce de Güney Kore bizim karşılaştıklarımıza nazaran daha ileri boyutta mı yaşıyor bu sorunları? Dizilerde ucundan kıyısından tanık olduğumuz bu sorunlar sizce de ciddi boyutlarda mı?





Yorumlar

"Herhangi bir küfür, hakaret, reklam ve içerik ile alakasız link paylaşarak yorum yapmak yasaktır. Bu tür yorumlar silinecektir. Küfür içerikli yorum paylaşan ziyaretçinin süresiz olarak yorum yapması engellenecektir. Hakaret içerikli yorum paylaşan ziyaretçinin ise 2 ay boyunca yorum yapması engellenecektir."
"Site ile ilgili şikâyetlerinizi, önerilerinizi ve düzeltmeleri yorum olarak değil, iletişim bölümünde belirtilen adresler üzerinden yapınız. Aksi halde bu tür yorumlar silinecektir."
"Yorum alanını özel sohbet alanına çevirmek yasaktır."
Lütfen spoiler içeren yorumlarınızda bu tagı kullanın:

SON HABERLER
tümünü gör

TEST & ANKET

tümünü gör

GÜNEY KORE SİNEMASI

Güney Kore Sineması dünyası ile ilgili haberleri, oyuncular hakkında bilgileri, dizi ve film önerilerini - tanıtımlarını - müziklerini - fragmanlarını bulabilirsiniz. İsterseniz film ve dizilere yorum yaparak diğer ziyaretçilere düşüncelerinizi sunup önerilerde bulunabilirsiniz…