Nam Ju Hyuk – Los Angeles'da Gece Yarısı [Elle RÖPORTAJI – Mart 2017]

  Rüzgar Esintisi   |     19-03-2017, 18:55

 

Muhtemelen kendiniz hakkında konuşmak çok yorucu oluyor, bu yüzden sevdiğiniz insanlar hakkında konuşmaya çalışalım. Kısa bir süre önce Instagram'a James McAvoy'un muhteşem çılgınlığını gösteren bir görüntü yüklediniz.2013 yapımı "Filth" filminden bir sahnesiydi. Bir oyuncuya takıntılı olduğumda nerdeyse bütün röportajlarını okurum. Kısa bir süre önce, "23 Identity" filminin fragmanını izlerken 23 kişiliği olan bir adamı canlandırdığını gördüm. Sadece birkaç sahne ile "dang! bu şaka değil"gibi şaşkına döndüm. Ve "Filth" filmi onu izlediğim ilk filmiydi. Filmin ilk yarısı biraz sıkıcı ama sonuna kadar izlerseniz oyunculuğundaki deliliği hissedebilirsiniz. Uyuşturucu ve alkol bağımlısı bir dedektifi tasvir ediş şekli o kadar inanılmazdı ki "Bu ne?” dedirtiyor.

Hatırlıyor musunuz? Bundan önce yaptığımız son röportajda Edward Norton’un bir psikopatı canlandırdığı "Primal Fear" filminden bahsetmiştiniz. Bu tür karakterlerin yer aldığı filmleri izlemem beni ne kadar etkiliyorsa her röportajımda bahsediyorum. En son, "Birdman" filmini izledim ve Edward Norton’a kapıldım. Bu yüzden daha sonra "Primal Fear", "American History X" ve hatta "Fight Club" filmlerini izledim.

Kötü karakterler daha çok ilgini çekmiş gibi görünüyor. İyi ve örnek alınabilecek karakterlerle karşılaştırıldığında geniş duygu yelpazesini özgürce ifade edebilmek için onlara daha çok yer verdiklerini düşünüyorum. Onları izlerken de keyif alıyorum.

Hiç sorumluluk duygun ile keyif almak arasında bir çatışma yaşadın mı? Çekimlerimden önceki gece acıktığımda. Sabah kalktığımda yüzüm şişer bu yüzden kendimi tekrar ve tekrar tutarım ve sonunda şafakta yemek yerim. Kendi kendime, "ne olursa olsun, unut gitsin!” derim (gülüyor).

Birden fazla kişiliğe sahip olmaktan bahsettin. Peki, hangi kişilik seni tanımlar? Kan grubum A. Bu yüzden de kişiliğim ihtiyatlı değil. İlk defa biri ile tanıştığım zaman ilk konuşan ben olmam. O yüzden insanların benim hakkımdaki ilk izlenimleri soğuk olduğum yönünde oluyor. Aslında çok sevecen birisiyimdir.

Peki, hangi türde bir karaktere sahip olmak isterdin?İnsanların beni tanıdıkça cazibemi çekici bulacaklarını umuyorum. Öte yandan da bu şekilde düşünmek beni rahatsız ediyor. Daha önce böyle değildi. İnsanların dış görünüşüm hakkında ne düşündükleri konusunda endişelenirken kişiliğimin bir yanı sahteleşirdi. "Bu yapılmamalıdır” sözünü bir ya da iki kez bile düşünmüyordum. Tamamen benim olduğum kişiliği göstermek istiyorum ama imajımı da görmezden gelemiyorum. Bununla nasıl başa çıkabileceğimi doğrusu merak ediyorum.

Hangi yönünüzü daha fazla göstermek isterdin? Aslında bu sorunun cevabını vermek zor. Sanırım en uygun cevap oyunculuğum olur. Bir oyuncu olarak iyi bir imaj sergilemek isterdim.

İnsanlar nasıl birisi olduğunu bilmeseler de seni "Weightlifting Fairy Kim Bok-Joo" dizisinde Jung Joon-Hyung karakteri yerine koydular ve "O, gerçekten Nam Ju-Hyuk gibi” dediler. Bu ironik değil mi? İnsanlar oyunculuğumu gerçekten beğendiler mi merak ediyorum çünkü Joon-Hyung karakterini çok sevdiler. Oyunculuğa başladığımdan beri ilk kez böyle bir şey duyuyorum. Bu, büyük bir iltifat.

Los Angeles’da olacağınızı bildiğiniz için NBA yıldızı Stephen Curry’nin yer aldığı bir maça katılmayı planladınız. Golden State Warriors ile Chicago Bulls maçıydı. Kendi gözlerimle harika Stephen Curry, Kevin Durant, Klay Thomspon ve Dwayne Wade’i görmek zorundaydım!

Stephen Curry’i tanımayan insanlara onu tanıtmak istersen onun hakkında ne söylersin? O, övebileceğim biri olduğu kadar da inanılmaz bir basketbolcu ve eğer bir gün benim çocuğum, "baba Curry’i tanıyor musun?” diye bana sorarsa "canlı canlı, kendi gözlerimle oynamasını izledim” diye bileceğim. Hayranlar coşuyor ve onun yaptığı her hareket onların bağırmasına neden oluyor.

En çok mutlu olduğunuz anı bize söyler misin? Tayland'daki fan toplantım sırasında. Orada bir ömür boyu duyabileceğim her tür tezahüratı duydum sanırım. Yurt dışındaki hayranların beni görmekten bu kadar mutlu olabileceği konusunda gerçekten hiçbir fikrim yoktu. Fan toplantısı bittiğinde sahneyi terk ederken içimde büyük bir boşluk oluştu. Bu, bir sporcunun şampiyon olması ve podyumda ilk kez ayakta durması gibi bir şeydi diyebilirim.

Bir yaralanma yüzünden basketbol oynamaktan vazgeçmek gibi bir durum olmasaydı ve oynamaya devam etseydin ne olacağını merak ediyor musun?Vücudumun başka bir yerinde kırık olur muydu bilmiyorum (gülüyor). Şimdi bunu düşününce maçlar başlamadan önceki hazırlık süreci çok sinir bozucuydu. Eğitimde son derece zordu. Ayrıca, sonuç olarak kusturacak kadar yaptırdıkları tüm antrenmanların %100 oyun alanında ortaya çıkıyor. Gerçekten heyecanlandıran şey budur. Bunun sayesinde eğer çabalarsan iyi şeylerin başarılabileceğini anladım. Sınıf arkadaşlarım günde 4 saat ders gördükten sonra antrenmana gitmem konusunda beni biraz kıskanıyorlardı. Bu yüzden bir gün İngilizce öğretmenim, "[İngilizce çalışırken] Ju-Hyukie’yi örnek almalısınız. Siz bir kelimeyi ezberliğe bilmek için düzinelerce kez yazıp okurken Ju-Hyuk bir maçta sadece topa dokunabilmek için her gün yüzlerce kez bir topu atıyor.”dedi. Bu söz, cuk diye yerine oturmuştu. Gerçekten çok doğru bir söz olmuştu. "Onun için giderken, o gerçeğe dönüşür.” sözü boş değil. Basketbol oynadığım bu üç yıl boyunca bu düşünce yapısını benimsemem gerekiyordu.

Kazanma arzusu muhtemelen sıra dışı bir duygu olmalı. Ortaokulun ilk yıllarında kısa boylu ve ufak tefek bir çocuktum. Bir gün, okul müdürünün bir arkadaşının "neden bu çocuğa basketbol oynattırmıyorsun?” diye sorduğunu duydum. Bende dişimi sıktım ve antrenman yaptım. Aklımda "aynı şeyleri bir iki yıla kadar tekrar söyleyebilecek misin bakalım, bekle ver gör.” gibi bir şey vardı. Ve yeteneklerim ile kendimi kanıtladım. Bu kişi benim ile ilgili düşüncelerini değiştirdi. Şimdi bile birkaç yıl öncesine baktığımda hâlâ ileri doğru ilerlediğimi görüyorum.

Smaç nasıl basılır biliyor musun? Ortaokul 3’e giderken boyum baya uzamıştı. Okulda sunbae statüsündeyken potaya tutunup barfiks çekerdim. Sporcu olmayı bıraktıktan sonra arkadaşlarımla basketbol oynuyorum ve burada da smaç basmaya devam ediyorum.

Mahalle maçında eski bir sporcunun böyle bir şey yapması kurallara aykırı değil mi? Hahaha. Öyle görünüyor.

Oyunculuğa başladıktan sonra hayata bakış açını değiştirdin.Haklısın. Her projede farklı oyunculuk seviyeleri ile karşılaşıyorum. "Weightlifting Fairy Kim Bok-Joo" dizisinde Joon-Hyung’u psikolojik olarak tedavi eden doktoru canlandıran sunbaenim Park Won-Sang vardı. Onunla yer aldığım sahneler kısaydı ama yetenekleri müthişti. Özel bir şey yapmasa bile onu gerçekten bir psikolog gibi hissettim. "Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo" dizisinde Kang Ha-Neul hyung da aynıydı. Onun oyunculuğu kendini kontrol etmesi ile alakalıydı ama onu ekranlarda izlediğimde sadece hayran kaldım.

Sence sergilediğin en iyi performans hangisiydi? "Weightlifting Fairy Kim Bok-Joo" dizisinde Joon-Hyung’un küçük yaşta ayrıldığı annesi ile yıllar sonra ilk kez tekrar bir araya geldiği sahneyi hatırlıyorum. Provayı yapmadan önce annemi canlandıran Yoon Yoo-Seon sunbaeyi gördüğüm anda gözyaşlarım süzülmeye başladı. Her ne kadar bunu yapmaya çalışsam da aslında buna bende hakim olamadım ve "anne” kelimesi aklıma geldikçe bunu yapmak daha da zor bir hale geldi. Bu sahneyi çekmeyi bitirdikten sonra "Bu tür bir oyunculuk sergilemeyi başarabilirim!” diye düşündüm.

Annen hakkında konuşmaya ne dersin? Annemden bahsedersem kendimi üzgün hissettiğim birçok şey var. Muhtemelen beni yetiştirme konusunda oldukça zorlandı. Ben bir Busan erkeğiyim. Bu yüzden duygularımı iyi bir şekilde ifade edemiyorum ama annem hakkında birçok şey olduğunu düşünüyorum. Her şey için çok üzgünüm. Olgunlaştıkça ve dünyayı giderek daha fazla tanıdıkça annemin ne kadar zor zamanlar geçirdiğini daha iyi anlıyorum.

Annenin önünde zaten ağlamışsın? Beraber yemek yedikten sonra ağlamaya başladım ve başımı kaldıramadım. Hayal kırıklığı ile anneme geri döndüm ve onu kızdırırken ağladım. Gerçekten üzülmüş olmalı. Şuanda annemle birlikte yaşıyorum. Dizi çekimi bittikten sonra annem burada olmasaydı ne yapardım diye düşündüm. Onunlayken ona daha iyi davranmalıyım. Sanırım şuanda aklımda olan tek şey bu…

Gerçek hayatta danışmanın kim? Kendim. Kendi başıma çok vakit geçiriyorum. Bu yüzden başkalarına bir şey danışmam çok nadir oluyor. Kendime sorular soruyorum ve kendi kendime motivasyon oluyorum.

Kendinize en son sorduğunuz soru ne? Aklımdan sürekli "Bunu nasıl yapacağım” sorusu geçer. "Weightlifting Fairy Kim Bok-Joo" dizisinin bir oyuncu olarak bana potansiyelimin olduğunu gösterdiğini düşünüyorum. Endişem bir sonraki projem, bir sonraki karakterim hakkında oluyor. Bu proje üzerinde çalışırken eğer oyunculuğu severek yaparsam insanlara iyi bir enerji verebildiğini fark ettim. Bir sonraki projem için yapmam gereken şeyin bu olduğunu düşünüyorum. Aklım meşgul bir durumda. Bir rolü canlandırırken oyunculuktan biraz daha zevk almak için ne yapmam gerekir, samimiyetimi göstermem için ne yapmalıyım. Bu tip şeyler düşünüyorum.

Ne kadar tecrübe edinirsen edin o kadar çok kolaylaşmıyor mu? Demek istediğim topu elinize aldığınızda vücudunuz yapması gereken şeyi ne kadar pratik yaptıysa o kadar iyi bir şekilde yapar. Çünkü yapması gereken şeyi sürekli düşünmüşsündür. Aynen söylediğin gibi! Öyle hissettiriyor. Basketbol oynamaya ilk başladığımda hareketlerim çok zorlamaydı. Çünkü sürekli oraya mı atmalıyım yoksa yarıp geçmeli miyim diye düşünürdüm. Daha sonra zorlanmadan oynamaya başladım.

Başka kimleri seversin? MMA oyuncusu Connor Mac Kregor’dan röportajlarımda sıklıkla bahsederim. Onu gördüğümde hayatımı sonuna kadar dolu dolu yaşamayı düşündüm. Bu beni çok iddialı gösterebilir ama istediğim şeyi elde etmek için ölümüne çaba göstermeyle alakalıdır. Hedefimi gerçekleştirdim. Gerçek şu ki, insanlar beni bir rol modeli olarak kullanıyorlar çünkü bir şeyleri aktarabiliyorlar. Benim hedefim sevdiğim bir işi yapmak olduğu için bir şeyi severek yapacağıma emin olurum ve bu konuda hırsım daha da büyür.

Ji Soo ile olan yakın arkadaşlığın hakkında konuşmalı mıyım, konuşmamalı mıyım? Sorun değil. Ji Soo hakkında her zaman çok şey konuşurum (gülüyor).

Şimdi kendin hakkında konuşalım. Görünüşünüz konusunda hoşunuza gitmeyen şey nedir? Yumuşak başlı biri gibi göründüğümü düşünüyorum. Bu yüzden daha erkeksi görünmeyi isterdim.

Daha uzun boylu olmak ister miydin? Şuan ki boyum tam istediğim gibi.

Sence arkadaşın için ‘en iyi arkadaş’ tanımını kullanmak doğru olur mu? Onunla bu kadar yakın değilim.

İyi bir dinleyici misin? Anlatılanın ne olduğuna bağlı. Sabırlı bir şekilde dinlemeye çalışırım ve birlikte düşünerek küçük konuşmaları bir kenarda bırakırdım.

Kendini yalnız hissediyor musun? Hissediyorum.

Özellikle ne zamanları kendini yalnız hissediyorsun? Her an kendimi yalnız hissederim. Ben bir gece kuşuyumdur. Bu yüzden gece ve gündüz arasındaki anı severim.

Hiç uyumayıp dışarıda dolaştığın oldu mu? Bir kez sabahın 4’ünde dışarı çıktım. Han nehri boyunca Yeouido’ya kadar bisiklet sürdüm.

Kendini duygusal biri olarak tanımlar mısın? Öyle olduğumu düşünüyorum. Jeju’yu çok severim ve tek başıma oraya giderim. Günbatımının parıltılı görünüşünü seyretmeyi severim. Bu yüzden Jeju’ya gittiğimde gün batımına doğru araba sürerken Damien Rice veya Maximilian Hecker dinlerim. Los Angeles'tayken Damien Rice’ın "Delicate"ını dinlerken gün batımını seyretmekten büyük bir zevk aldım.

Son günlerde gördüğünüz güzel bir rüya var mı? Benim değil. Bu teyzemin rüyası. Bir gökdelenin en üstüne çıkan bir asansör ile ilgili bir rüyadan bahsetmişti. Şehir onun ayakları altındaymış ve ufukta parlayan bir deniz varmış. O, bu binanın en üst katındaymış. Diğerlerinin iyi olduğunu söyleyemem çünkü bu güzel bir rüya.

Peki, en çok keyif aldığın ve bunun bir rüya olmamasını dilediğin bir an var mı? Şimdi. Sadece iki yıl geçmesine rağmen bir model olarak çalışacağımı ve bugün ki gibi bir günün geleceğini hayal bile etmiyordum.

(Bu röportaj Elle dergisinin Mart 2017 sayısı için yapılmıştır. Röportajının orijinali ve daha fazla fotoğraf için Elle’nin resmi sitesini ziyaret ediniz.)

 

Röportajın Resmi Sitesi: www.elle.co.kr/article...

 

Kaynak: thesunnytown, elle

 

 



Yorumlar

"Herhangi bir küfür, hakaret, reklam ve içerik ile alakasız link paylaşarak yorum yapmak yasaktır. Bu tür yorumlar silinecektir. Küfür içerikli yorum paylaşan ziyaretçinin süresiz olarak siteye erişimi engellenecektir. Hakaret içerikli yorum paylaşan ziyaretçinin ise 2 ay boyunca yorum yapması engellenecektir."
"Site ile ilgili şikâyetlerinizi yorum olarak değil, iletişim bölümünde belirtilen adresler üzerinden yapınız. Aksi halde bu tür yorumlar silinecektir."
"Yorum alanını özel sohbet alanına çevirmek yasaktır."
Lütfen spoiler içeren yorumlarınızda bu tagı kullanın:

SON HABERLER
tümünü gör

TEST & ANKET

tümünü gör

GÜNEY KORE SİNEMASI

Güney Kore Sineması dünyası ile ilgili haberleri, oyuncular hakkında bilgileri, dizi ve film önerilerini - tanıtımlarını - müziklerini - fragmanlarını bulabilirsiniz. İsterseniz film ve dizilere yorum yaparak diğer ziyaretçilere düşüncelerinizi sunup önerilerde bulunabilirsiniz…