Han Ye-Seul & Sung Joon "Madam Antoine” Dizisi İçin Bir Araya Geldi [COSMOPOLITAN RÖPORTAJI – Aralık 2015]

Nihayet Kore’nin romantik-komedi kraliçesi ve kadınların kalbini çarptıran adam Jtbc’nin "Madam Antoine” dizisi ile bir araya geliyor. Büyük beklentiler oluşturmak için bu sebepler yeterli. Fotoğraf çekimleriniz sırasında sizin çift çekiminize bakıldığında bu daha da anlaşılıyor. Sırayla psişik olduğunu iddia eden bir şarlatanı ve prestij sahibi bir terapisti canlandırıyorsunuz. Senaryoyu ilk kez okuduğunuzda ne düşündünüz?

Han Ye-Seul Çok eğlendim. Bir oyuncu olarak, Go Hye-Rim gibi bir karakteri tasvir etmemin beni eğlendireceğinden emindim. Diyaloglar ve hikâye çok eğlenceli/ilginç’ti. Ama Hye-Rim karakterinin kendisine özgü değişik takıları var ve herhangi bir oyuncunun canlandırmak istediği bir karakter tipi.

Sung Joon Senaryonun kendisi bana da çok iyi hisler verdi. Hoşuma gitti. Hikâyenin kendisi iyiydi ve sanırım her satırın güzel bir şekilde yerleştirilmiş olduğunu söyleyebilirim? Gerçekten kolay bir şekilde okudum.

Jtbc’nin "Madam Antoine” dizisi farklı aşk hikayesi ile çok geniş kapsamlı bir hikaye. Hala çekimlerin başlarındasınız ama bu dizi aşkın tanımı hakkında daha fazla bilgi edinmek için ve "benim için aşk nedir?” sorusunun cevabını merak etmek için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum.

Han Ye-Seul Aşkın, yaşamak için bir neden verdiğinden bir kez daha emin oldum. Bunu ayrıca diyaloglarda da görebiliyoruz. Günün sonunda, hepimizin yaşadığı ve çabaladığı şeyler sırayla sevilmek içindir. Güzel olma arzusu, daha fazla para kazanma arzusu, başarılı olma arzusu, sağlıklı olma arzusu ve daha uzun bir yaşam sürme arzusu bunların hepsi birlikte olmak istediğimiz birisi tarafından sevilmek ve sevmek için arzuladığımız şeylerdir. Ve hatta bilmediğimiz bu gerçeğin insanlar tarafından kabul edilmesini istiyorum? İnsan olarak (*aşkın) varlığımızın sebebi olduğunu düşünüyorum.

Sung Joon Bana gelince, kulağa garip gelebilir fakat bilmiyorum. Ama aşk beni yorgun kılan şeydir ve bana zor anlar yaşatır. Geriye dönüp baktığımda, gerçekten bana zor zamanlar yaşatan şey aşık olmaktı. Bir şeyler umurumda olmadığında bana zarar veremez ve bana zor anlar yaşatamaz, değil mi? Birisinin ya da bir şeyin zor zamanlar yaşatabileceğinin farkındayken aşkın tanımını yapmam biraz garip olmaz mı?

Peki, profesyonel anlamada "aşk” nedir? Romantik-Komedi türü için hassas duyguları değiştirmek onu ne kadar iyi ilettiğine bağlıdır. Bir oyuncu olarak, aşkı "tasvir etmek” gerektiğinde nasıl o karaktere bürünüyorsunuz?

Han Ye-Seul Kendi sanal dünyamı kuruyorum. Bu dünyada yaşayan karakter haline getiriyorum. Bu, Han Ye-Seul ve Sung-Joon’un aşkı değil. Bu, Go Hye-Rim ve Choi Soo-Hyun’un aşkı. Bu bebeklerle oynamak gibidir. Ben çocukken ve bebeklerle oynarken tamamen bu sanal dünyayı oluştururdum. Bu tam olarak aynı şey.

Sung Joon Bu diziler için de geçerlidir, gerçeklik için de geçerlidir. Sebepsiz yere aşık olmak için neredeyse hiçbir neden yoktur, değil mi? O anı hissetmeyi, o durumdaki duyguları anlamaya çalışıyorum, bu yüzden bunun gibi ip uçlarını bulmaya çalışıyorum.

Gerçek hayatta, bir kişiye aşık olduğunuzda "çekicilik” önemli bir faktördür. Biri "her şey”in belirleyici unsur olduğunu söyleyebilir. Karşı cinsteki insanların sizde çekici bulduğu yönlerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Han Ye-Seul Benim çekiciliğim? Ne yapmalıyım, o kadar çok var ki? Haha. Canlı bir kişiliğe sahibim. Enerjim ile diğer kişileri iyi bir ruh haline sokabiliyorum?

Sung Joon Hm… Bazı insanlar ne düşündüğümü bilmediklerinden dolayı benden hoşlandıklarını söylüyorlar. Neden benden hoşlandıklarını sorduğumda genellikle "Bilmiyorum.” cevabını duyuyorum. Her zaman herkese karşı dürüst olan bir tip değilimdir, bu yüzden ne düşündüğüm hakkında bir şey bilmediklerini söylüyorlar.

Peki partnerinizin çekiciliği ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Han Ye-Seul Sung-Joon baştan aşağı çekicilik ile dolu! Her şeyden önce, klasik bir tarzı var. Ve bu yanının ağır bastığını söyleyebilirim? Derin bir kişiliği var gibi görünüyor ve onun kişiliği, kendisi olma konusunda odaklanmış gibi hissediyorum ve o içten birisi. O oyunculuk yaparken bu ortaya çıkanın ne olduğunu düşünüyorum.

Sung Joon Han Ye-Seul’un gerçekten canlı bir kişiliği var. Diyebileceğim şu ki, bu canlılığını etrafındaki insanlara da geçiyor. Ve bu enerjiden bir parça bile esirgemiyor. Onun dürüst/samimi oluşu büyük bir cazibe.

Kişilik analizinin yapıldığı "MBTI” testi olduğunuzu okudum. Testten hangi sonucu aldığınızı merak ediyorum. Bunun ne olduğunu biliyor musunuz?

Sung Joon "MBTI” testinde eğlendiğimi hatırlıyorum. Testin sonucunun INTP olduğunu düşünüyorum. Düşünce uzmanları tipi. Genellikle soğukkanlı biri değilimdir ama birçok kez kolayca eğlenebilirim. Çoğu kez, gerçi, bu tip gibi şeyler. Neyi sevip neyi sevmediğimi tam olarak bilmiyorum ve ayrıntılı olarak bu tip şeyleri merak etmem.

(*INTP: "Düşünce Uzmanları” toplumun % 1’ini oluştururlar. Uzak duran, gizemli, analitik ve derin düşünceli insanlardır. Problemleri anlamaya uğraşıp çözüm getirmeyi severler. Yalnızlığı kalabalıkta olmaya tercih ederler. Havadan-sudan konuşmalara sabırları yoktur. Uzak ve ukala diye yanlış anlaşılabilirler. Bilime sürekli açlık gösterirler.)

Han Ye-Seul Testi her yapışımda benim için her zaman farklı bir sonuç çıktı! Bu yüzden bu konuda düşündüm. Bir soruya tek bir düz cevap veremeyişimden ya da çeşitli yanları olan bir kişiliğe sahip olduğumdan tek bir sonuç almak benim için karmaşık bir hal alıyor? Haha. Bir oyuncu olarak, çeşitli rolleri canlandırarak, tek bir görüntümün olmadığını ve her seferinde bana yeni bir görüntü kazandırdığını düşünüyorum. Ve böylece gerçek hayatta değişerek yaşlanıyorum…

Resim

Haklısın. İnsanların değişebilmesi için zaman olanak sağlayan en büyük faktör. Peki, aşkın insanları çok değiştirebileceğine inanıyor musunuz? Açıkçası, burada Cosmo’da her zaman söylediğimiz bir söz vardır. "Aşka inan birisi değişebilir aynı zamanda bu bir yanılsamada olabilir.”

Sung Joon Bende öyle inanıyorum. Han Ye-Seul’un dediği gibi hep aynı düşündüm. 5 yaşındayken de o kişi bendim, 15 yaşındayken de o kişi bendim ya da 20 yaşındayken bile şu andaki benden tamamen farklı olan o kişi bendim. Eğer sevdiğim bu insanlarla karşılaşmışsam böyle bir değişimi oluşturmayan şeyin ne olduğunu merak ediyorum. Tabi ki, şartlar benim çok değişmemi sağlayabilir. Ancak, günün sonunda, bu koşulları da insanlar meydana getirmezler mi? Birisi "Seni uzağa fırlatıp atacağım.” dediğinde bu değişim değildir. Ama bu kişiyi gören biri olarak bir değişimin gerçekleştiğini fark ederim.

Han Ye-Seul Aksine, temelinde değişmediğimi düşünüyorum. Ancak, birisi için aşk söz konusu olduğunda değişmek için çabalayabileceğini düşünüyorum. Git gide büyüyen bu aşkı değişmek için çok çaba sarf edecektir, değil mi? Ben daha iyi birisi olmak istiyorum. Nasıl özen göstereceğini bilen ve diğer kişi için fedakârlık yapan birisi eğer bu kişi ile birlikte olmak istiyorsa bir ölçüde olsa kendi doğası gereği değişir.

Meraktan soruyorum, hangi türde bir başrol karakter olmak isterdiniz ve hangi türde bir aşk hikâyesi isterdiniz?

Han Ye-Seul Masum ve samimi sevgi. Bahsettiğim masum aşk, bir çocuğun aşkı gibi "masum” değil. Bu kesinlikle hiçbir süzgeçten geçirilmemiş, duygularını ve kalbinde ne olduğunu rahatça ortaya çıkarabileceğin bir aşk. Bu aşk, kendimi ve hissettiklerimi dürüst bir şekilde gösterebilmemi sağlayan mutlak bir yol olmalı…

Sung Joon Çok sıradan bir romantizm hayal ediyorum ama tabi bunun mümkün olacağını bilmiyorum. Mahalleden bir arkadaş, benimle çalışan yarı-zamanlı bir arkadaş, etrafında şaka yapabileceğim bir arkadaş olabilir ve daha sonra bu kişiye aşık olabilirim. Haha. Eh, böyle şeylerin olma olasılığı var, değil mi? Böyle bir aşk hikâyesinin ana karakteri olmak isterdim.

 

Röportajın Resmi Sitesi: cosmopolitan.co.kr/article/RetArticle..., cosmopolitan.co.kr/article/RetArticle...

 

Kaynakları: thesunnytown.wordpress.com/2016/01/02/december-2015-cosmopolitan-sung-joon-han-ye-seul-interview, cosmopolitan.co.kr/article/RetArticleView.asp?strArtclCd=A000004079&strFCateCd=ACAA