“The Art of Sarah” Yorumum - Diziyi Neden İzlemelisiniz?

The Art of Sarah” Yorumum - Diziyi Neden İzlemelisiniz?

Yeni dizi “The art of Sarah”ı izledim ve sizinle yorumumu kısaca paylaşıyorum. Ancak öncesinde dizinin konusuna ve karakterlerine kısaca bakalım:

Dizi, bir cinayet davasında kurban olarak tanımlanan Sarah Kim adlı bir kadının ve onu araştıran Mu Kyung adlı bir adamın hikayesini anlatıyor. Mu Kyung, cinayeti araştırdıkça kendini beklenmedik olayların içinde bulur.

Shin Hye Sun dizide, lüks bir markanın Asya şubesinin başkanı olan Sarah Kim karakterini canlandırıyor. Sıfırdan inşa ettiği çanta markası ile adeta Kore'ye damga vurur. Sattığı ürünlerden milyonlarca won kazanır ancak kısa sürede gerçek ortaya çıkar. Gerçeklerin ardından bir seçim yapması gerekir: özgürlüğü mü yoksa her şeyini vererek krallık haline getirdiği markası mı?

Lee Joon Hyuk dizide, Sarah'ın davasını ısrarla araştıran cinayet dedektifi olan Mu Kyung rolünü canlandırıyor. Keskin gözlü kararlı bir insandır. Daha fazla araştırdıkça, farklı bir adı, yaşı, mesleği ve geçmişi olan Sarah Kim'in gizemli kimliğini ortaya çıkarır. Onun kimliğini öğrenmek için verdiği çaba yüzünden neredeyse mesleğinden olur.

Şunu söylemeliyim ki Shin Hae Sun bir kez daha hayal kırıklığına uğratmadı. İki günde bitiririm gözüyle baktığım diziyi bir günde bitirdim ve izlerken hiç sıkılmadım. Sekiz bölümlük bu yeni gerilim dizisi hiç bitmeyen temposu ile beni adeta ekrana kilitledi. Dizideki kıyafetler, tasarım çantalar ise adeta göz doldurdu. Shin Hae Sun ise yine bildiğimiz gibi: harikaydı.

Bu arada dizi bana Suzy’nin pek konuşulmayan ama benim severek izlediğim dizisi “Anna”yı hatırlattı. İkisinde de karakterler başka bir kadının kimliğini alıyor ve bu şekilde lüks bir hayat sürüyordu. Tabi “The art of Sarah”ta başrolün büründüğü karakter olan Sarah Kim tamamıyla onun ürettiği bir kişilikti.  

Dizinin bir cinayet ile başlaması ve cinayetin çözümlenmesinin yanı sıra Sarah Kim’in çanta krallığını nasıl yarattığını göstermesi açısından oldukça ilgi çekiciydi. Neredeyse her bölümde farklı karakterler ile olan ilişkisine ve Sarah Kim'in onların hayatını nasıl etkilediğine, onların hayatındaki yerine değinmeleri güzeldi. Onun psikolojisini ve bu krallığı devam ettirme uğruna kendi özgürlüğünden bile vazgeçmesini izlemek ise oldukça eğlenceli ve akılda kalıcıydı.

Sonrası spoiler içerebilir:

Tabi dizide senaryo anlamında hatalar veya boşluklar vardı, yok değildi. Yani insanların bir anda Kore sektörüne giren ve uğruna yüzlerce won ödedikleri bir markayı araştırmadan kulaktan dolma bilgilerle kabul etmeleri pek gerçekçi değildi. Ancak sekiz bölümlük mini dizi bu hataları düşünmemize izin vermeyecek kadar iyi bir tempoya sahipti. Ayrıca olay örgüsünün klişe olmaması, tahmin edilebilirlikten uzak olması seyir zevkini arttıran bir başka etkendi. 

Bu arada dizi, lüks markalara olan çılgınca talebi de eleştiriyordu. Dudak uçuklatan fiyatlara satılan ürünlerin aslında ucuz işçilikle üretildiğini ve sonra nasıl haksız bir kar oranıyla piyasaya sürüldüğünü ele alıyordu. Sarah Kim'in ise hastalıklı takıntısının nasıl onu özgürlüğünden ettiğine tanık olduk. Markasına o kadar değer verdi ki markası dışında her şeyini kaybetmeyi göze aldı. Ve aslında istediği şey zengin olmak değil, kurduğu markasının hiç batmayan bir güneşe dönüşmesiydi. Bunu hem dizinin sonunda ve hem de zengin adamın mirasını alabileceği halde almamayı seçtiğinde daha iyi anladım.

Sonuç olarak ben diziyi beğendim ve bir oturuşta bitirdim. Farklı karakterlerle olan ilişkisi diziyi daha canlı kılarken markasının yükselişini izlemek de merak uyandırıcıydı.

Siz dizi hakkında ne düşünüyorsunuz?



-