"Boyhood" Dizisi İnceleme | Söylendiği Kadar Komik Mi?

"Boyhood" Dizisi İnceleme | Söylendiği Kadar Komik Mi?

Yakın zamanda bu harika diziyi bitirdim ve hem izlemeyi düşünenler hem de çoktan izlemiş olanlar için bir yazı yazmak istedim. Öncelikle dizinin konusuna ve oyuncularına bakalım.

Dizi, her gün akranları tarafından dayak yiyen liseli bir gencin beklenmedik bir yanlış anlaşılma sonucunda okulun en güçlü çocuğuna dönüşmesinin eğlenceli hikayesini anlatıyor. 

Yim Si Wan dizide Jang Byung Tae karakterini canlandırıyor. Güney Chungcheong Eyaletindeki Onyang'da yaşayan küçük ve zayıf bir çocuktur. Buyeo Ziraat Lisesi'ne transfer olan Jang Byung Tae, hayatında önemli bir dönüm noktası yaşar. Yanlış anlaşılmalar sayesinde bir anda okulun en çok korkulan öğrencilerinden birine dönüşür.

Lee Sun Bin, "Buyeo'nun kara örümceği" olarak da tanınan Park Ji Young'u canlandırıyor.

Lee Shi Woo “Asan'ın beyaz kaplanı” olarak bilinen Jung Kyung Tae karakterini canlandırıyor. Ansan'ın en iyi dövüşçüsüdür.

Kang Hye Won dizide, mahallenin kraliçe arısı olarak anılan Kang Sun Hwa rolünü canlandırıyor.

Yorumum*

Son zamanlarda çok fazla benzer dizi yayımlandığından dolayı k-dramalardan biraz kopmaya başlamıştım. Sürekli olarak fantastik, romantik ve benzer olay örgüsüne sahip dizilerden gına gelmişti ki... o geldi: "Boyhood"

Doğruyu söylemek gerekirse Yim Si Wan'ı seviyor olmama rağmen her projesini takip ettiğim bir oyuncu değildi. Ancak bu dizisi ile kendine öyle bir hayran bıraktı ki bunu kelimelerle ifade etmek oldukça zor. Bana göre bu yıl büyük ödülü alması gereken kişi, 35 yaşında olmasına rağmen liseli bir genci böylesine harika bir şekilde canlandıran Yim Si Wan'dır.

Dizi hakkındaki genel düşüncelerimi paylaşacak olursam: dizi gerçekten çok komikti. Yim Si Wan, Jang Byung Tae rolünü canlandırmamış: Jang Byung Tae olmuştu. Dizinin son kısmında dediği gibi: "Hayatımı Jang Byung Tae gibi olmamaya çalışmakla geçirdim. Gerçek kendimi gösterdiğim için çok mutluyum." Jang Byung Tae'nin hareketleri o kadar kendine has ve komikti ki, sürekli birbirini tekrar eden karakter tiplemelerinden sonra böylesine farklı bir karakteri tanımanın heyecanını yaşadım. 'Byung Tae' diyince aklımda belirecek bir karakter yaratıldı ve Yim Si Wan bu konuda bolca övgüyü hak ediyor. Her gün dayak yiyen bir çocuktan, okulun sahte kabadayısına dönüşmesi, bunu yaparken kendi karakterinden hiç ödün vermemesi ve kendi gibi güçsüzleri koruması çok özeldi. (guneykoresinemasi.com)

İlk beş bölüm su gibi akan bir diziydi. Neden ilk beş bölüm diyorum? Çünkü ilk beş bölüm çok komikti. Aklıma bile geldiğinde güleceğim sahneler vardı. Sonrasında foyası ortaya çıkınca Byung Tae gibi bende kendimi kötü hissetmeye başladım. Bu yüzden devam edip etmemek de kararsız kaldım. Üstelik yorumlarda pek iyi değil gibiydi. Sonra bir gözümü kapatarak izlemeye devam ettim tabiri caizse. İyi ki de devam ettim. Her ne kadar Jang Byung Tae'nin tekrardan dayak yemesi beni üzse de aslında bu karakterini ne kadar iyi geçirdiğini gösteriyordu. Sonrasında ise intikam alma planları başladı ve komik sahneler kaldığı yerden devam etti. Olay örgüsü belki çok farklı değildi. Alışık olmadığım bir olay örgüsüne sahip olmamasına rağmen Jang Byung Tae'nin yükselişi, çöküşü ve tekrardan yükselişini izlemek çok güzeldi.

Şu zamana kadar birçok kez 'zorbalık' temasında dizi izledim. Ancak bircoğunun vermek istedikleri mesajı iletmekte eksik kaldıklarını gördüm. "Boyhood" ise kesinlikle onlardan değildi. Jang Byung Tae, hem kendisi hem de arkadaşları için intikam alma planları yaparken hem ailesini hem de arkadaşlarını düşündü. Yani onu sevenlerin olduğunu bilmesi ona güç verdi. Aslında bu zorbalık gören insanlar için çok önemli bir detaydır. Ancak çoğu dizide ben bunu hissedemiyordum. "Boyhood" ise hem Jang Byung Tae'ye destek verenleri hem de onun mücadelesini güzel bir şekilde bizlere aktardı. Final kısmında, zorba olan Jang Kyung Tae'nin elini kıracağı kısımda gözyaşlarımı tutamadım ve adeta onun hüznünü de içimde hissettim. Ağladığı, güldüğü, sinirlendiği yani kısacası yaşadığı tüm duyguları onunla birlikte deneyimlemek uzun süredir yaşamadığım bir histi. 

Tabii ki tüm övgüyü Yim Si Wan'a yağdırmak doğru olmaz. "Buyeo'nun karadulu" olarak harika bir iş çıkaran Lee Sun Bin'de aynı şekilde oyunculuğu ile kendine hayran bıraktırdı. Bazı kadın oyuncuların ekranda kötü çıkabilirim kaygısı ile rollerinden ödün verdiklerini düşündüğümden dolayı bu tip rolleri canlandıranları daha dikkatle izlerim. Ancak Lee Sun Bin rolüne o kadar oturmuş ve kendini kaptırmıştı ki, ilk başta her ne kadar role uymadığını hatta biraz yaşlı durduğunu düşünsem de iki üç bölüm sonrasında bu düşüncelerimden eser kalmamıştı. Byung Tae ile aralarındaki ilişki belki onun hayal ettiği kadar romantik değildi. Ancak onun için yaptıkları gerçekten özeldi. Aralarındaki arkadaşlık gibi. 

Belki dizide birkaç pürüz vardı ama bunları dile getimenin bile gereği olmadığını düşünüyorum. Dizi vadettiği komediyi ve hatta daha fazlasını karşılıyarak retro havasını yakalıyordu. Ancak tamamıyla komedi bekliyorsanız bu konuda hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Çünkü birkaç bölüm size gözyaşı döktürebilecek kadar duygusal.

Neyseki dizi çok güzele bitti ve ikinci sezona dair bazı ipuçları bıraktı. Her ne kadar ikinci sezonlara karşı ön yargılı olsam da bu dizinin ikinci sezonunun gelmesi halinde sevgili 'Byung Tae'mize tekrar kavuştuğumuzu hissedeceğim. Bu yüzden ikinci sezonunun gelmesi beni çok mutlu eder.

Ayrıca dizinin güzel bir OST'unu bırakıyorum. Hem döneme hem de anlam olarak diziye çok uygun olduğunu düşündüğüm bu OST müzik listemde yerini çoktan aldı :) Üstelik dizinin ana fikrine bakmak istiyorsanız bu OST'un çevirisine göz atmanızı tavsiye ederim.

Siz dizi hakkında ne düşünüyorsunuz?  BİZİ INSTAGRAM HESABIMIZDAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ @guneykoresinemasicom

-